Zamanın aktığını farkettiğimde

uykum var.

başlıklara takılıyorum.

başım ağrıyor.

müzik dinliyorum.

günleri karıştırıyorum.

bu aralar, sallanıyorum.

Gerçeklik..

Dünya dramatiklik üzerine kurulu sanıyorum ki.. Sanıyorum ki gerçek olan dramlar ve mutluluklar bundan sıyrılabilen küçük anlar. Sanki bir yanılsama var; biz hayatımızı yaşıyoruz ya, normal tanımına uyan yaşamı anlatırsak, rutin olan şeyleri yaptığımız ve bunları gereklilik olarak gördüğümüz, gereklilikleri de bir mutluluk vesilesi yaptığımız bir yaşam bu. Dramatik olan da zaten rutinin kendisi, bu [...]

Garipçe – HDR

Anlamsız

Sessizce biten günün sesi, Notasız şarkının ahengi, Gezdiğim sokakların unuttuğum gürültüsü, Ve başkaca alışkanlıkların bırakılmış tekrarlarında; olan… Bugün olmayan, Olmadığından isimsiz, İsimsizlikten tarfisiz, Tarifsizlikten biçimsiz.. Ondan zahiri olan.. Not: Ne zaman yazıldığı hatırlanmayanlardan..  Belki de ondan anlamsız.

Sonuçlar Üzerine

İki evin arasından güneş bana baktı.  Tebessümle karışık bir eziklik ve ben geçtim. Selamlamayı dilerdim, söyleşmeyi.. Konuşmak için sebepler aradığım yanlızlıklarda, her ne kadar kendimi muhattap bulsamda kendimle; ağaçları, bulutları, güneşi alıyorum karşıma. Cevap vermeyeceklerini bilerek sorulara boğuyorum onları ta ki beni terk edesiye kadar. Belki koltuğuma dönüp gri çerçeveli kırmızı saatle konuşmalıydım. Bu; zahirilikler [...]

Bilmem ki hangi zamandayım..

Odamda raflar, bir dolap, yatağım ve masamdan başka bir de ;başımın üstünde, gri çerçeveli, kırmızı boyalı bir saat var. Akrebi kalın, yelkovanı dalgalı, saniyesi ipince… Saniyesinin atış şeklini hep beğenmişimdir, hani şu tik tak edenlerden değil de saliseyi yakalamak isteyenler gibi olanlardan. Bu haliyle zamanı kovalamak ister gibi davranır bence, ki belki öyle olduğumdan ya [...]

KAR- yine, yeni, yeniden -

yağdı, yağdı, yağdı kar… not: fotoğraflarda tonlamalarda oynanmıştır.

Bizim Orası

Mumluklar

Uçtu Gitti

Bazen sorusuz gelir cevaplar

Hayatta yaptıklarımızın anlamsızlığı üzerine klişe konuşmalar vardır – ki konuşmanın özü itibariyle içeriğide anlamsızdır- . Bilmişçe laflar edilir, cümleler kurulur – şimdiki gibi- . Bazen de bu kavramın konu olmaktan, saf algıya geçtiği anlar vardır. Saatlerin normal aktığı, yemeğinizin sıradan olduğu, havanın gözünüze batmadığı, kısaca normal olan herşeyin, alalade olduğunda; anlık bir his gelir ürpertiyle, [...]

Yok bir şey

Söylemek yerine dökülmesini bekliyorum harf harf kelime kelime.. göz kapaklarımın tamamen güçten düştüğü saatlerde, parmaklarımın oynamasını kağıtların dolmasını kalemlerin karalamasını izlemek istiyorum, biraz daha bilinçsizce. Havanın ağırlaşmasıyla birlikte zamanın akışını sorgulayıp, hikayeler uydurmayı, sabahtan kaçmayı, geceyi hortlatmayı diliyorum.

Çayır Çimen

Bunlar da Dünden

Biraz az

Biraz yanlızım, biraz uzakta, biraz bir yerlerde, biraz kendimde, biraz bilmediğim seslerde.. Biraz uykuluyum, biraz uyanık, biraz gecenin geç saatleriyim, biraz aydınlık… Biraz gelip geçmekteyim, biraz beklemekte, biraz sallanmakta, biraz takılmakta… Sonra devam etmek üzere…

Bir Kaç Foto Bugünden

Gece Buhranları

Işıklar kapandı ve perdelere dışarısının kızllığı vuruyor. Tülden ve kıvrımlarından geçerek odama doluyor ışık yerine. Yarın yağmurlu olacak diyorlardı o çok bilmiş adamlar belki de ondan bu renkler. -Ellerinde şekillerini hayal bile edemediğim aletlerle tahminler yapıyorlar ya da o aletlerle yarını yağmurlu yapıyorlar..- Ezan sesleri yükseliyor sırayla sonra karışıyorlar. Gece; bir kadifenin soğuk mağarada yankılanması [...]

Başlığı olmayanlardan

Havada bir şeyler eksik, belki tadı, belki kokusu.. nefesimde süzünce, anlıyorum, hareketlenen perdede, duyuyorum, kimseleri görmeyince, görüyorum. bir şeyler eksik, belki ben, havaya yoruyorum,

Yürümek İnsanın Ömrünü Uzatır!!.

Sporcu olmak iyidir. Kalbinizin dostu…. Bunlarla alakası yok.. Tersten başlayalım. Hatta düşünelim. Hayatı nasıl yaşıyoruz? Koşarak mı? Haklısınız belki de yürümekten daha iyidir..

Sabah Buhranları – Güneşe ve Denize Karşı -

-Aynı boşluğun gediklileriyiz, bir ileri sonra geri sallanıp gitmekteyiz ve Kapının ardındaki pencereden bakmak manzaraya, izlemekti dünyayı.- Bu sabah ışıklarınla karşıladın beni. Senden baska bir şey görünmüyordu. Arkanda bekleyen buğulu dünya bile… Koşuşturanlara inat sakindin.. Sakindin ama bütün kasveti yırtarak karşıladın beni. Göz alıcı oyunlarını izledim. Durdum durdum… -Sonra yine açıldı kapı.. Farketti beni. Ya [...]

Gece mektubu

Sırtımda binbir gözlü dev ve boynumda yaz esintisi yürüyordum.. Seninle geçtiğim yollardan sensiz ilerlerken, hissettim.. Kafamı gökyüzüne kaldırıp, akşam olmamış olsa bile geçen şeyleri saymayı, izlemeyi ve ağzımı açıp havaya buhar vermeyi, gülümseyerek sağa sola bakmayı, ellerimi cebime sokup muzipçe yürümeyi istedim.. Yaptımda. Sensizliğin o anlık hüznü ve senle olmanın bir haylice mutluluğu karışınca, insan [...]

Yapı-Heykel-Vinç-Denizfeneri– İstanbul

HDR den devam ediyoruz. Üniversiteden Manzara

Yağmurlu Gün

Yağmurlu günde, Kömür karası bulutlar… Not: Fotoğraf “HDR” dir.. Kurgu diyebiliriz yani.

Gece Yürüyüşü

Gece yürüyenlerinden olduğumdan, gece yürüyüşlerimin birinden geri dönüyordum. Genelde iç çekerek ve sayarak çıktığım basamakları bu sefer hızlıca ve farkında olmadan çıktım.  İzlemekteydim, başka bir şey vardı. Yaprakları dökülüp çıplak kalmış ağaçların dalları, goğün en ücra ve tenha yerlerine kadar, yıldızlar ve bulutlar kaçıp gitmesin diye uzanmıştı. Bir süre onlara baktım yürürken, yarın olacak herşeyden [...]

Bir yerde

Bir yerlerdeydim, Yağmur yağıyordu, Bekliyordum. Kafamı kaldırdığımda onları gördüm, Yağmurda kavuşamayanlar.. 

Ağaç-Durak-Direk(Sokak Lambası)

——- — Yanlız ağaç, Durağın yeşillerini kıskanıp, Uzandı ona doğru, Bir muhabbet için.. Durak umursamadı, Başka bir muhabbetteydi, Sokak lambasıyla…

Eskiz Kağıdına Rapido

 

Mişmişsin…

Soldan heykele, Heykelin ucundan arkasına, Arkasından sağa..Mişmişsin..         Not: Fotoğraf Santralİstanbul’ dan. Duvardaki yazı orada bulunan bir çalışma. soldan sağa ilerlerken sonunda yazıyla birlikte, geldik gidiyoruz işte…

İçeriden Dışarısı

Kırmızı Hüzmeler

Bir akşam üstü, yol giderken kendi halinde, camın camından süzüldü ışıklar..Uzakta kıpkızıldı güneş ve sanki olmaması gereken bir yerdeydi. Hüzmeler sayılabilecek kadar netti. Bir, üç, on.. Sayılamayacak kadar da çoktular. Güzel geçen günlerin, güzelden de güzel akşam üstlerinden biriydi. Etraf, ne kalabalıktı ne de tenha. Dünyayı susturup, kurguları dinledim. Güneş, evlerin tepesinden yok olmaya doğru [...]

Hayalimdeki Ağaç ve Taş

Tepeden Vurdu Güneş

Yeşiller Arkada Birşeyler

Kıpkızıl – 2 – Bir Buluttu

Kızıl tül elbisesinde huzursuz, Masmavi parkeler altında cennet, Dans eder sema yanında, şuursuz, Yapabilirsen dön de arkanı, terk et!

Kıpkızıl

Yola Bakarken

Kafamı kaldırdığımda ilk gördüğüm şey bir tabelaydı. Güzel bir tepe arkada yükseliyordu. O an bütün yolu gazete okuyarak heba ettiğimi anladım. Gerçekten güzel tepelerdi. Tabelada Hereke yazıyordu. Tren yola devam etti.

Tema: Yağmur

Çatılarda, arda kalan, Soluk bir kırmızılık, utangaç, Gümüş gökyüzünde inatla, Öne kaçan mavi yüzler. Gönlüme düşen huzuru, Yağmurun geçerken bıraktığı.

Eskidi Bu Şeyler

  Kapılardan devam ediyoruz:) ve Eskidi bu şeyler.

KAPI

  KAPI

Saçlarım kadar dağınık ruhum

Güzel bir gün ve “son”. Akşamın bir saati, vapurun Haydarpaşa ‘ya yanaşmasını izlerken, camda kendimi gördüm. Dağılmıştı saçlarım. Ruhum da pervasız dağılışının gün dönümündeydi. Işıkların suda salınmaları vardı dışarda, bir de gökyüzünü delen başkaca ışıklar(ki yıldız değiller). İçeride insanlar, bugün daha fazlalar, bu yaz gecesinin tadından bir haber dalgalanmaktalar.. Ben bir köşede oturmuş, yazı yazmayan [...]

Modern Dünyanın Delhizleri

Biraz şanslı bir sabah, dışarısı sıcak ve rüzgarsız olmasına rağmen, sert ve soğuk bir rüzgar uyandırdı beni. Şu bedava dağıtılan gazetelerin, tek kalan yaprağı süzüldü yerde rüzgarın iradesiyle. Kendi isteğiyle durdu sonra. Bense gitmekteydim.. Saatler sonra aynı delhize geri döndüm. Hava hala kararmamıştı. Gün ışığının girmediği bu yeri, her tarafa asılan lambalar aydınlatıyordu.. Sonra yine [...]

Gecenin Rengi Bulaşınca Her Yana

Gecenin rengi bulaşınca her yana, daha bir belirsizleşiyor dünyanın sınırları. Deniz fenerleride silemiyor lekeleri ki dertleri de değil zaten. Başka ışıklar çok ötede, bilmediğim yerlere aitler ve benimkinden başka gemiler o taraftan gelmekteler. Dedim ya sınırlari belirsiz diye; benim olmadığım heryer benden uzak, hele bir de o uzaklardan benim geldiğim yönde olmayanlar; işte onların hepsi [...]

Ansızın Denizi Görmek

Kaymayan Yıldızlar Kayarken

İnsanın kendini bir hışımla balkona attığı anlar vardır. Gecenin karanlığı yutsun istersin seni. Bir başağrısıdır tutmuş gidiyorken, başkaları da eklenir. İşte böyle başladı. Attım kendimi. Kapalı bir avluya bakar hali var balkonun. Aparatmanlar sarmış. Ortada da bahçeleri.Bu sarılmışlıktan da bu kadar karanlık her yer. Bir kaç evin ışıkları hariç. Uzakta birtanesi o ışıklardan, dibimde fazla [...]

Saat

Bir zamanlar orada

İlk uzun yolculuğumu bir köye; herhangi birine değil, anneminkine yapmıştım. Bugün bile 10-12 saat sürer bu yolculuk. Malum eski yollar ve otobüslerle daha da uzundu. Bu kadar net anımsamıyorum, sadece tahmin. Daha üç yaşlarındaymışım(tım)…   Üç yaşımı hatırlamasamda daha sonraki on beş (ve ya on sekiz) seneyi biraz kurgusal olarak doğru birleştirebiliyorum. Yaşanmış birçok şey [...]

Ne nasıl ne zamandı? Biliyorum..

Amelie filmini izledim biraz önce.. Kim demiş güzel şeyler insana güzel şeyler yazdırmaz diye?.. Kim demiş biliyorum. Şarkı söyleyen adamdı. Şimdi okuduğum okulda konser veriyor. Muhtemelen başlamadı. Bense burada güzel yazamasamda, güzel bir şeylerden bahsediyorum.. Filmin şarkıları çalmaya devam ediyor. Güzel bir akşamüstü (ki şu an daha da güzel). Az bulutlu ve hafif serin bir [...]

adam

Anı yaşa? An yaşanamayacak kadar kısa!.

İlk duyduğum yeri hatırlıyorum bu cümleyi. Yani “Anı Yaşa”. Ölü Ozanlar Derneği kitabında okumuştum. “Carpe diem” di latincesi.  Hayatın merkezine konulası, hergün bakılası bir cümleydi.. Raslantısaldır belki, belki değildir; sadece “ölü” ozanlar yaşayabilirlerdi “anı”, çünkü an yaşanamaycak kadar kısaydı. Farketmek çok zamanını alıyor insanın. Zamanı kavramak o kadar kolay değil, altını oyarken insan hayatının. Konu [...]

eski dünyaya kalkan son gemiye atladım.. arkama bakmadan kacarak attım adımımı, geminin ilk sallanışlarında farkettim, bende sallanıyordum. Yansımalarda vardı güneş gökyüzü, camın geri kalan kısımlarında mavi denizi görmekte rahatlatmıyordu beni. ——- yazıldığı zaman mechul.. Anımsamıyorum bile. Belki de benim de değil.

MİMARLIK ÖĞRENCİ MANİFESTOSU

PROBLEM: BİR MİMAR; DAHA ÖĞRENCİLİK YILLARINDA OLSA BİLE ÇEVRESİNE VE BU BAĞLAMDA DÜNYAYA KARŞI SORUMLULUK TAŞIYAN BİR VARLIKTIR. GENELDEN ÖZELE İNEREK BAKARSAK DA BU SORUMLUĞU İLK OLARAK KENDİNE KARŞI DUYMASI GEREKİR. KENDİNİ VE DÜNYAYI DAHA İYİ ANLAMA BİLİNCİ YERLEŞMESİ İÇİN BU PROBLEME Kİ AŞAĞIDAKİ ÖNERMELERDEN KENDİMİZE SORUMSUZCA EZİYET ETTİĞİMİZ ORTAYA ÇIKMAKTADIR DOLAYISIYLA BU BİR PROBLEMDİR; [...]

Karanlık

Dışarısı alabildiğine ışık. İçerisi zifiri karnlık. Yetmezmiş gibi yere bakıyor. Ancak bu kadar derin düşünür insan ve bukadar yayar kasvetini ruhunun… —-   Sevgili Yusuf’a  fotoğraf üzerindeki düzenleme için teşekkürler.

Işıklar Salonu

  Doğru zamanda doğru yerde olma hikayeleri vardır hani.. Sabahın ilk ışıklarıyla eğer bu salonda tanıştıysanız, o hikayelerin en anlamsızları bile sizin için gerçek oluverir. Burası zamanın daha yavaş aktığı, çayın hiç soğumadığı ( ki belki zamandandır), hep güzel müziklerin çaldığı (kesinlikle efsunlu), duvarda ışığın oyunlar oynadığı garip bir yer.. Ayaklarınızı uzatıp çayınızı yudumlarken, pencerelerden [...]

Başka

Başka hayatlar yaşanıyor kuşlarda kedilerde, Başka bir hayat trafik ışıklarında, Vapurun yanaştığı iskelede başka, Tren garında başka.. Bir tanesi demin geçti hızla, Biri de aynı hızla gitmek zorunda..

Oyuncular: Hayat (Bildiğiniz, yaşadığınız hayat), Adam (Bildiğiniz adam)

Bir mektupla başlar mizansen. Hayatla şiddetli geçimsizlikten ayrılıyoruz. Sonunda yürütemedim. En doğru karar da buydu. Tabi uygulayabilirsem. Ne yazık ki onla gizli bir anlaşmam var. O bana yıllar verdi bu evlliğin karşılığnda ve boşanırsak hepsini geri alacak. Çok ironik. Her halukarda gidiş yok. Şiddetli geçinemiyorsan hayatla, yürütmek de çok kolay olmuyor ilişkiyi. Sevigisizlik artıyor zamanla. [...]

Sonunda Yağdı.. KAR.

İki gündür yağacak deniliyordu.. Sonunda geç kalsa da yağdı.. Çok güzel başlamıştı. Rüzgar önce yoktu, bir kaç kar tanesi düşerken o da hızlanıp savuruyorudu taneleri.. Tek tük..Derken bir kere daha baktım pencereden doluya dönmüştü. Camlar buğulanmıştı, o zaman anladım dışardan gelen rüzgar sesi, soğuğunda sesiydi.. Dolu hızlanıyor, ama ince ince yağmaya devam ediyordu.. Sokak lambasının [...]

Deneme: Yazmak ve Hissetmek Adına.. Dolayısıyla Yaşamak

    Yazdığını etkili kılabilmenin yolu, yani anlatımın yoğun olmasından yola çıkıyorum; duyguyu derin yaşamaktan geçer. Bu söylediğimde asla, duyguları haykırmak ya da yüksek sesle durmadan tekrarlamakla olmaz; aksine olabildiğine içinde tutup, sonra anlatmakla olabilir. Böylece yoğunluk yazıya akatarılabilir.. Ne var ki hayat bir çok duygunun bu şekilde yaşanmasına izin vermez, bazıları tabi ki… Temeldeki sorunumsa [...]

Ekoseli Dünya, Pitikareli gökyüzü.. Hayaller tepesi.

Hayatını film tadında yaşamak isteyen adam yeniden anlattı..

    Film tadında hayatım var artık. Meger film şeritleri acılı oluyormuş.. Dramlardaki aşklar yetmezmiş sadece mutlu sonlara, sonsuzluklara. Gördüm gördüm ordan söylüyorum. Ne yazık ki üç dilek hakkım yoktu. Tek seferde söylemiştim, heyecanıma rağmen kekelemeden. Bir dilek bile değildi oysa ama çıkmıştı ağzımdan.. Şimdi görüyorum. Yazılar geçiyor usul usul siyah ekranda. Oynayanlar ben, yöneten ben, [...]

Vapur Kalktı…

Vapur hızla kalkıyordu; gecenin rengi arkasında, vedalaşıyorduk iskeleden; o anda koptu zaman mekandan, bir fotograf karesinde. Hızla kaçtı iskele.

akşam oluyordu

Yolları görmüştüm cennet ve cehheneme giden; Cennetin yollarında kuşlar, Cehenneminkinde gemiler vardı.. Kıpkızıl ışıkları vardı cehennemin, Kocaman camlarda yansıyan. Cennetin ışıkları da denizin dibinde uykuya dalıyordu… Akşam oluyordu..

Arkasına bile bakmadan

Kuzenimin oğlu, kızdı bir şeye gidiyor yine… Kuzenimin oğlu benimde yeğenim olur galiba…:D Aklıma geldi; bir keresinde rahmetli dedemi anlatmak için, annemin annesinin kocası demiştim.. Anlatmak istediğimi direk söyleyememem de burdan mı geliyor? Yoksa tam tersi mi, burası mı oradan geliyor? Bilmiyorum, iyi geceler…

Hayatını film tadında yaşamak isteyen adam anlattı…

Filmlerde görmüştüm bir kere masalsı hayatları.. Tadını almıştım. Herşey öyle olmalıydı. Aradığım şey zenginlikler yada garip ilişkeler değildi.. Ya da bir yüzük değil hepsine hükmedecek falan… Film tadı bunlarda yoktu ki zaten.. Ben dramları çok sevmiştim.. Dramlarda bir sevgi çünkü. Kavuşamayan aşıklarda güzeldi.. Aşk vardı.Mühim değildi güzel sonlar, çünkü aslolan güzeli anlatan hikayelerdi.. Film bitince [...]

yazmak iyi geliyor unutmuşum

Bu gece yazmanın iyi geldiğini unuttuğumu farkttim. Tabi yazınca anladım. İyi geldi… Ne kadar iyi bilmiyorum ama.. Cümle başına döndü. Belki de iyi bir şey yapmadım.

…2

kopuşlar başladı çok derinden bu gidiş gidiş değil her parçayla bir ben gidiyor içimden nereye bilmediğim bir anlaşılmazlık silsilesi

nefes alıyoruz lazım olduğu için, yemek yiyoruz, konuşuyoruz dertlenince, susuyoruz sinirle. sabahları uyanıyoruz, guneşle konusuyoruz yanlız uyanınca yatakta, kimse yokken o uyandırıoyor bizi. gece yatarken gökyüzüne bir bakıp, ıç geçiriyoruz; mecalimiz olmadığından iyi gecelere bir de uyuması var bunun hiç yaşanmamıslar için ayrılmış…

İstanbul 2010 Kültür başkenti (mi) Peki Nasıl?

arka plan Bahadır Baruter’in bir posterinden kesildi. Umarım kızmaz:D

Ev, Merdivenler, Demir Korkuluklar, Taş Duvar

Uzuuuuundur yazmıyordum

uzun süredir bloga yazı yazmıyorum sinir olmuştum wordpressin engellenmesine ama yazmamktan ziyade yazmak daha büyük bir boykot sanırım. Yeniden Başlıyoruz

Herhangi(biri)leri, bazıları, birileri, biri.

Dünyada yaşayan herkesle bir iletişim içindeyiz. Birbirini tetikleyen olaylarla bağlıyız. Orada bir yerde, herhangileri yaşıyor biz bilmesek de. Sokakta gezerken yanımızdan geçiyor.

Gri Yapraklar

  Yapraklar… Karanlık… Gündüz… Gri Bulutlar… Karanlığın ardındaki aydınlık… Biraz grimsi olsa da.. Onlar da dağılacak.

İnsan Geceleri Daha İyi Düşünüyor

Karanlık çöker, sesler kesilir, geriye bize beynimizin oynadığı oyunları bırakır, tıkırtılar vardır hiç olmayan, gölgeler hareket eder, aslında yalnızlık vardır ruhun reddettiği o kadar…. Ondandır ki bu oyunlar oynanır. Bir tek ruhumuz olduğu için odada bizle oynayabilecek, bir de ona yoldaş beynimiz, insan daha iyi düşünmeye başlıyor. Gece kimse olmuyor yanında, kendi kendine konuşabilecek özgürlüğün [...]

Meşgul Olmakla Birlikte Amaçsızım

Aziz dost! Sen, tek bir kişi değilsin;sen bir âlemsin! Sen derin ve çok büyük bir denizsin. Ey insan-ı kâmil! O senin muazzam varlığın, belki dokuz yüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir. Yüzlerce âlem, o denize gark olup gitmiştir! Bu konuyu anlatmak; uyanıklığın da uykunun da elinde değildir. Zaten bu dünya ne uyanıklık ne de [...]

Başlığı yok….

Bazen yollar olur yürümek gereken, Bazen yokuşlar dağlar, Ama aşıldıkça arkalarında gün doğuşları vardır, Sevgiler vardır, Sevgililer vardır, Aşklar vardır, Aşıklar, Sarhoş olanlar, edenler… Aşk ile sarhoş deliler var, Dağın arkasında gün doğumunu saklayan.. Aşk var, Deli var.. Sevdiğim; Dağ gibi bir yüreği var, Arkasında sakladığı gün doğumu. Öyle büyük bir sevgi var ki yüreğinde, [...]

SOYUT

Adı soyut… Gerçekten de öyle ama.. Herkes için başka bir şekli vardır… Bu arada fotoshop ya da başka bir programla yapılmadı. Kompozisyonu oluşturdum. Renkleri ters çevirdim.. Ta da..:)

Başlık: Yine Yok…

Gece bitmez güneş doğmaz mı? Çok karanlık ben düşüyorum. Gün gelir, geceyi boğmaz mı? Dünya soğuk ben üşüyorum. ——————————– Bugün için söylenesi bir kaç kelime…. Soğuğu hissetmemeyi dilerdim.. Yani ortamı soğutmadan..

İnançlı nedir (dinci midir)? Sınıflı bir şey midir?

Bir gün gazetenizi elinize aldınız ve manşetteki haber:”Radikal dinciler ……”. Noktalı yerleri doldurmak çok zor olmasa gerek. Peki, içi ne kadar dolu?   Dinci kelimesiyle başlarsak; hedef alınan herhangi bir inanç sahibi değil kesinlikle ama bu ifade aynı zamanda bütün inanç sahiplerini de kapsayacak bir hale dönüşebilir. Nihayetinde sizin anlattığınızdan çok, karşınızdakinin anladığı önemlidir. Bu [...]

Ruhunda Günler

Bazen beyaz bir gelinlik içinde, Biraz üzgün ,biraz mağrur, Bazense tozlu giysilerin içinde, Kaybolduğum sokaklarında, Hiç bilmediğim yerlerinde, Ansızın bulurum seni. Bulurum da korkarım, Ya kaybedersem bir gün. Kaybedersem yollarını, Hiç birleşmeyen iki yakanı, Saçımı ıslatan yağmurunu, İçimi dolduran soğuğun, Gecen ve gündüzünü. Bırak öleyim kollarında, Serin sularında boğulup gideyim. Havana suyuna ve toprağına karışıp, [...]

Çiçekler ve Yaprakları

Aslında gerçek bile değiller…. Bir akşamüstü; masanın üstünde duran bir vazo, çok eski bir ütü ( ki bu ütü kömürle çalışıyor), birkaç yapma çiçek ve yaprakları…. Üzülmüyorum gerçek olmadıkları için, çünkü gerçek olsalardı, bugun ölü olurlardı.. Oysa hala bir masanın üzerindeler… Ruhsuzda olsalar.. (Söylemem gerekir diye düşündüm)

Başlığı Yok: Şiir

Bir tatlı gülüşünde, Saklıyorum dünyamı, Hayatlara bölüyorum, Senle geçen her anı.. “Bu şiiri bana yazdıran “Ferda” ma teşekkürler… Çok kısa zamanları, çoook uzun yaptın.”:)

Yüksek sesle düşünürken: İnsan Otuz beşinde Ölmeli(?)

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider.     İlk okuduğumda herkes gibi bende de hayranlık uyandıran bu dizeler, daha sonraları beni uykuya daldıran bir ninninin paçası gibi geldiler..Yaş otuz beş yolun yarısı değildi çünkü. Olsa olsa sonu olabilirdi hatta öylede [...]

Büyük Ne Kadar Büyük?

Büyük ne kadar büyük? Oturan büyükse yaprak ne kadar büyük? Ya da tırtıl o kadar küçükse oturan ne kadar küçük… Uzatabiliriz… Büyük binalar, büyük gemiler, büyük dünya… Küçük insanlar (ki hepsi küçük), küçük hayaller, küçük dünyalar…. Ama uzatmayalım.. (Resmi düzgün görmek için tıklayın. Küçükken bozuk gozüküyor.)

Kuzguncukta Dini Yaplar

Kuzguncuk malumunuz boğazköylerimizden biridir. Tek örnek olmamakla birlikte farklı dini kimliklerin bir arada yaşamasına güzel bir örnektir. Cami minaresi ve kilise kubbesi yanaya durabilmektedir. Hata iç içe.Bunu gösteren güzel bir fotoğraf olduğunu düşünerek paylaşmak istedim…( Çektiğim makine 2mp telefon olduğu için netlik problemi olur. Kusura bakmayın:D)

BİR DOLU SÖZCÜK ANLAMSIZ BİR PAYDADA

Egolarımızla yaşadığımız su götürmez bir gerçektir. İşimizden, günümüze her şeyi kontrol eden egomuz, “ben” olgusu sadece egoyu taşıyan “yükümlüdür”. Bulunduğum mevki, yaptığım (dolayısıyla yaptığımı sandığım) seçimlerin peşinden gitmemi gerektiriyor. Mesleki tercihimin peşinde çürümesini öngördüğüm bir ömürden bahsediyorum. Bırakmak, bu yoldan dönmek çok zor (sebeplerini en azından yazının sonunda bulmayı umut ediyorum.)

Hep bir blogum olsun istedim

Aslında hep de istemedim.Sadece birkaç yazımı yayınlamak istiyordum ondan… Yeni çıktı yani bu heves:D.Neyse bakalım.