Anı yaşa? An yaşanamayacak kadar kısa!.

İlk duyduğum yeri hatırlıyorum bu cümleyi. Yani “Anı Yaşa”. Ölü Ozanlar Derneği kitabında okumuştum. “Carpe diem” di latincesi.  Hayatın merkezine konulası, hergün bakılası bir cümleydi.. Raslantısaldır belki, belki değildir; sadece “ölü” ozanlar yaşayabilirlerdi “anı”, çünkü an yaşanamaycak kadar kısaydı.

Farketmek çok zamanını alıyor insanın. Zamanı kavramak o kadar kolay değil, altını oyarken insan hayatının. Konu bu değil ama… “An” o kadar kısa bir zaman dilimi ki birçok anlamın yüklendiği, o kadar dolu ki; insan bütün ömrünü geçirse belki alır tadını.. Ondandır ölü ozanların o anda kaybulup, bütün bir ömrünü bir “an” uğruna harcakdıkları.

İşte öyle bir anda başlanmadı yazıya, hatta yarım bırakıldı zaten. Hiç de öyle olamayacak başka bir anda da davam edildi….

Hani büyük binaları yıkarken, en az onlar kadar büyük, adını bilmediğim bir araç kullanırlar. Güllesi vardır, çarpar durur duvarlara, yıkar, geçer, savurur, sonra bir daha, bir daha.. İşte böyle vuruyor hava ciğerlerime aldığım her nefesle. Modern dünyanın endüstriyel benzetmesi oldu galiba. Yine saçmalamam geldi..

An o kadar kısa bir zaman dilimi ki, insanı öldürüp kaçabilecek bir katil oluveriyor. Hiç bir ozan o anda ölmek istemedi, derteleri sonsuza kadar yaşamak değildi, kendileri gitse de anıları silinmesindi istedikleri. “An” geldi, herkesi yanına aldı, gitti. Yine de oldu ölü ozanların diledikleri. İzleri silinmedi…

—-

Bir de şarkı var. Tais toi mon coeur. Olivia Ruiz adında bir ablamız söylüyor. Sesi çok farklı. Şarkının anlamına gelince: Sus kalbim, Beni dinle.. Youtube da klibi bile var, çok da güzel. Tavsiye ederim

Leave a Reply