Bazen sorusuz gelir cevaplar
Hayatta yaptıklarımızın anlamsızlığı üzerine klişe konuşmalar vardır – ki konuşmanın özü itibariyle içeriğide anlamsızdır- . Bilmişçe laflar edilir, cümleler kurulur – şimdiki gibi- .
Bazen de bu kavramın konu olmaktan, saf algıya geçtiği anlar vardır.
Saatlerin normal aktığı, yemeğinizin sıradan olduğu, havanın gözünüze batmadığı, kısaca normal olan herşeyin, alalade olduğunda; anlık bir his gelir ürpertiyle, korkuyla, şaşkınlıkla… Ekşidirde.. Kaçmak istediğiniz, ama kaçabilecek kadar uzun olmayan; yine de sonradan ağzınızı şapırdatıp yüzünüzü buruşturduğunuz bir parça gelir.
Kafanızda dolaşan sorular vardır ya, kafa yorduğunuz şeylerden soru işaretleri veya ünlemler.. Bitmemiş başlanmış cümleler.. Tanıdık olan. Beklenebilir olan. Bu onlardan biri değildir.
Apansız bir cevap gibi gelir bu. Hiç sorulmamış bir soruya bir cevap gibi gelir. Farkıda budur sanki. Siz hep sorular peşindeyken, sorulardaki imlaları düzeltirken; hiç bilmediğiniz bir cevap gelir bir yerden. Bilmediğiniz bir şeyden… Acıtır, korkutur, kaçırır…
Kendi kendimize “ne kadar da boş yaşıyorum” demek değilde, bize dış sesin “baksana sen, ne kadar boş yaşıyorsun” demesi… gibi..

“sen busun işte asla değişmiceksin” demesi dış sesin yada ne kadar kendinden kaçsanda insanın hiç bir zaman değişmemesi… bazen ekşidir hayat..
yt said this on Eylül 18th, 2009 at 01:49