Gece Yürüyüşü
Gece yürüyenlerinden olduğumdan, gece yürüyüşlerimin birinden geri dönüyordum. Genelde iç çekerek ve sayarak çıktığım basamakları bu sefer hızlıca ve farkında olmadan çıktım. İzlemekteydim, başka bir şey vardı.
Yaprakları dökülüp çıplak kalmış ağaçların dalları, goğün en ücra ve tenha yerlerine kadar, yıldızlar ve bulutlar kaçıp gitmesin diye uzanmıştı. Bir süre onlara baktım yürürken, yarın olacak herşeyden habersiz…-Gerçi bütün yarınlar apansızdır bir önceki günler için- Ağaçları hiç o kadar sakin görmemiştim, özellikle de yağmurun bu kadar yavuz olduğu günlerde. İzlenmekteydim. Öyle gibi geldi.
Etrafta üç beş kişi ya var ya da yoktu. İzlenme de oldukça tanıdıktı. Ne zaman yanlız yürüsem hissederim aynısı. Daha fazla farkındalığın getirdiği – daha doğrusu zihnin oynadığı – bir oyun olsa gerek. Bitirmek zorunda olduğum yolun sonunu beklerken, bu şekilde sorgulamamıştım. Karanlık sokaklar da dost değildi bir sohbet için. Uzunda tutmadım. Gittim.
Son not: Zaman geçti. Rüzgar esti. Dallar söylendi. Yıldızlar esnedi. Yağmur bekledi.
Leave a Reply