Gecenin Rengi Bulaşınca Her Yana
Gecenin rengi bulaşınca her yana, daha bir belirsizleşiyor dünyanın sınırları. Deniz fenerleride silemiyor lekeleri ki dertleri de değil zaten. Başka ışıklar çok ötede, bilmediğim yerlere aitler ve benimkinden başka gemiler o taraftan gelmekteler. Dedim ya sınırlari belirsiz diye; benim olmadığım heryer benden uzak, hele bir de o uzaklardan benim geldiğim yönde olmayanlar; işte onların hepsi yabanci. Gittiğim her yön gaibe çıkar artık.. Renklerini bilmesem de şekillerini anımsadığım hayaller, hayaletler var ötede. Uzaklarından geçiyorum. Biraz da orada olduklarını tahmin ediyorum. Her şey bir kugu oluveriyor o an..
En kadim hayaletlerin mesken tuttuğu binaların önünden geçip, daha taze ve ölmemişlerin savaştıkları yollara gidiyoruz.. Buradan bakınca renklerin savaşı daha bir belirgin.. Aslında renkler üzerinden oynanan bir oyun bu ve en masum olanlarda renkler. Gecenin, hala karşısına çıkılmadığı, mutlak hakim kalacağı yerler de var ve en kadim hayaletlerden bile daha korkunç oralar.
Hiçbir yere dümükmeden, en hızlı yoldan, savaşmadan, kaçmalı bu diyardan, mutlak huzurun olduğu, gecenin bile sadece renginin gölgesini düşürebildiği yere… Eve.
Leave a Reply