Işıklar Salonu
Doğru zamanda doğru yerde olma hikayeleri vardır hani.. Sabahın ilk ışıklarıyla eğer bu salonda tanıştıysanız, o hikayelerin en anlamsızları bile sizin için gerçek oluverir.
Burası zamanın daha yavaş aktığı, çayın hiç soğumadığı ( ki belki zamandandır), hep güzel müziklerin çaldığı (kesinlikle efsunlu), duvarda ışığın oyunlar oynadığı garip bir yer.. Ayaklarınızı uzatıp çayınızı yudumlarken, pencerelerden içeri kaçan ışığın size doğru uzanışını izlersiniz, yavaşça, ama huzurla. Bakmayın karanlığa çıktığına o merdivenin, zaman asılı kalır o merdivenlerde.. Bir kere duvarlara bakakaldınız mı, gölgeler sizi yanına çağırmaya başlar. O duvarlar da canlı, kesinlikle. Havası o kadar yoğun ki burasının, bıraksanız kendinizi kollarına sizi taşır. Ara ara vapurlar başlarını uzatıp geçerler uzaktan. Sessizdir hepsi hiç konuşmazlar sizle. İnsanlar geçmeye başlar sonra. Zamanı taşıyan merdiven artık daha az yalnızdır. Size ihtiyacı yoktur sözsüz sohbetler için, ayaklarını vurarak çıkan misafirleri varken. Her şey sizi yalnız bırakmak içindir burada. En güzel müzikler bile. Yine de yüzümdeki bu tebessüme sinir olduklarını biliyorum. Yansımaları izlerken, ikinci bir çayımın olmadığına dertlenip son şarkımı dinliyorum.
Haftaya görüşürüz Işıklar Salonu. Herkes seni Osman Hamdi Bey diye biliyor.

Tövbeler olsun! Cümle erbaba aşikar ki inzivaya davettir bu.
Kaplumbağa terbiyecisi (ki Osman Hamdi Bey’indir) de neyzendi hafıza-i beşer nisyan ile maluldür diyen gençlere şifa niyetine.
ensar said this on Mart 2nd, 2008 at 22:37
Sevgili Neyzen insan;
Davetten ziyade bir başkaldırıdır, belki birazda davettir evet.
Şifa ise seve seve…
Bir parantez ile ve daha iyi anladığımı umarak;
Evet bu yer bir inziva için yapılmış sanki, neyzen olan kaplumbağa terbiyecisi kadar da dinlendirici, o üfedikçe ben susuyorum, aslında hiç konuşmadım.
kaankrby said this on Mart 4th, 2008 at 19:52
Söyleyen bilmez bilen söylemez derler ya
eksikliğimizden susamayışımız bu sayfalar bu siteler ondan filhakika diyecek şeylerimiz olsa susardık. İlk emir ‘oku’ysa hz. pirin ilk dediği de dinle dir.Konuş, yazış diyen olmasa da yazdıklarımız hoş görülür umarım.Güzeller güzeli huzur ile okuyup aşk ile dinleyenlerden eylesin.
ensar said this on Mart 7th, 2008 at 18:46
Katılmamak için ölü olmak lazım.
Çok şükür nefes alıp veriyoruz.
Amin.
kaankrby said this on Mart 8th, 2008 at 11:49