Kaymayan Yıldızlar Kayarken

İnsanın kendini bir hışımla balkona attığı anlar vardır. Gecenin karanlığı yutsun istersin seni. Bir başağrısıdır tutmuş gidiyorken, başkaları da eklenir. İşte böyle başladı. Attım kendimi.

Kapalı bir avluya bakar hali var balkonun. Aparatmanlar sarmış. Ortada da bahçeleri.Bu sarılmışlıktan da bu kadar karanlık her yer. Bir kaç evin ışıkları hariç. Uzakta birtanesi o ışıklardan, dibimde fazla açılmış bir televizyon sesi o apartmanlardan. Bahçede belli belirsiz bir asma, rüzgarla da yaparakları var artık. Ellerimi kavuşturup, etrafı izleyip, etrafa dalmaktaydım. O araydı ki, kafamı yukarı çevirdim.. İzlemdeğim tek bir yön kalmıştı, orada da yıldızlar olmalıydı. Bulutusuz ya da az bulutlu bir geceydi ki, ben de görmüştüm onları. Oradaydılar belli belirsiz. Sadece bir kaç tane. Lakin ilk bakışımda kaydıklarını sandım… Olan tek şey başımın dönmesiydi, yıldızlar değil ben kaymaktaydım.. Dilek tutmaya meyilli olmamamdan önemsemedim. Yine de üzüldüm. Kaymalarını izlemek güzel olurdu.

Güzel bir akşamüstü olamsını öngörmüştüm. Öyleydi de. Tatsız şeyler konuşulana dek. İşte o anda attmıştım kendimi balkona, sonunda dayanamayarak. Sinirden kapıyıda çarpmıştım. Gece beni yutar sandım.. Aslında sanmadım, istedim. Şu an burada olmamayı dilerdim.. Keşke yıldızlar kaysaydı.

Leave a Reply