Saat


Adam kapıyı hızla açıp içeri girdi. Yalnız olmamalıydı çünkü patırtısı herkesin dikkatini çekmişti. Dönüp bakanlar patırtının sebebinin, adamın acelesi olduğunu anlamışlardı. Bir şeyler aradığı besbelliydi ama burası insanların meraktan bir şeyler sorduğu bir yer değildi. Aksine kimse umursamamıştı. Hepsi çoktan masalarına, meşguliyetlerine dönmüşlerdi.. İlk dikkat çeken bu tepkisizlik de olsa adamın sorgulamaya hiç niyeti yoktu. Tezgahtara doğru yürüdü; onu tek izleyen kişiye. Tezgahtarın da ilgilendiği tek şey adamın içmek için ne isteyeceğiydi...


Yaklaştı. Bir eli cebindeydi. Diğer elini tezgaha koyup, cebinden çıkardığı diğer elini de yanına koydu. Buruşmuş bir kağıt tutuyordu. Tezgahtara doğru uzattı. Üstündeki yazılar dağılmış olsa da okunuyordu. Sayılar vardı. “07:04”. Tezgahtar kağıda baktı. Sonra adama. Sonra ürkek bir taşırmışcasına parmağıyla duvardaki eski saati gösterdi. Tik tak. Saat tam 07:04 oldu. Adam yere yığıldı. Ölmüştü..

Leave a Reply